Hizmet detayı

Sunucu Barındırma, Web Hosting ve Proje Ayağa Kaldırma

Web sitenizden kurumsal panelinize kadar her şeyin çalıştığı yer. Kurulum, sertleştirme, yedek, izleme ve dağıtım hattı dahil — sunucu sizin, yönetim bizde.

Done Dynamics; sunucu barındırma hizmeti, web hostlama, veritabanı barındırma ve projenizin sıfırdan ayağa kaldırılması işlerini tek elden yürütür. Elinizde çalışan bir sistem varsa devralır, yalnızca kod deposu varsa kurar ve canlıya çıkarırız. Sunucu Türkiye ya da Avrupa'da durur, tercih sizindir; kurulum, güvenlik sertleştirmesi, yedekleme, izleme ve dağıtım hattı hizmetin içindedir.

Üç seçenek

Projenin boyu, barındırmanın biçimini belirler

Tek bir tanıtım sitesiyle günde binlerce işlem gören bir panel aynı yerde durmaz.

Web Hosting

Kurumsal web siteniz, tanıtım sayfanız ya da blogunuz için hızlı ve güvenli barındırma. SSL, alan adı ve DNS yönetimi, günlük yedek ve ücretsiz taşıma dahil.

Kime uygun: Tek site, düşük–orta trafik, ayrı bir sunucuya ihtiyaç duymayan projeler.

Özel Sunucu (Private)

Size ayrılmış, kaynağı kimseyle paylaşılmayan sunucu. İşlemci, bellek ve disk yalnızca sizin; ağ ayrı, erişim sizin belirlediğiniz kişilerde. Kurulum, sertleştirme ve yönetim bizde.

Kime uygun: Uygulama sunucusu, veritabanı, kurumsal panel ve hassas veri taşıyan iş yükleri.

Yönetilen Uygulama Barındırma

Projeniz konteyner olarak çalışır; dağıtım hattı, ortam değişkenleri, sertifika yenileme ve geri alma bizim tarafımızda kurulur. Kod itilir, sürüm canlıya çıkar.

Kime uygun: Sürekli geliştirilen ürünler, birden çok ortam (test ve canlı) gerektiren ekipler.

2 dakika · 4 soru

Projeniz nerede duruyor, kim bakıyor?

Dört soruda mevcut barındırma düzeninize bakalım. Sorun yoksa bunu da söylüyoruz.

Projeniz şu anda nerede çalışıyor?

Soru 1 / 4

Projeniz şu anda nerede çalışıyor?

Proje ayağa kaldırma

Koddan canlıya

Devralma da olur, sıfırdan kurulum da. İkisinde de çıktı aynı: kod itildiğinde sürümün canlıya çıktığı bir düzen.

Devralma

Elinizde çalışan bir proje varsa mevcut sunucudan devralıyoruz: envanter, bağımlılık ve veri taşıma planı çıkarılır, kesintisiz geçiş kurgulanır.

Sıfırdan Ayağa Kaldırma

Yalnızca kod deposu varsa da olur. Çalışma ortamı, veritabanı, ortam değişkenleri, arka plan işleri ve zamanlanmış görevler kurulup canlıya alınır.

Test ve Canlı Ayrımı

Aynı yapılandırmadan iki ortam: test ortamında denenmeyen hiçbir sürüm canlıya çıkmaz. Veri maskeleme test tarafında varsayılan.

Alan Adı Taşıma

DNS geçişi, e-posta kayıtlarının korunması ve TTL planlaması. Taşıma sırasında sitenin kapalı kaldığı bir aralık olmaz.

Performans Ayarı

Önbellek katmanı, görsel optimizasyonu, veritabanı indeksleri ve CDN. Ölçüm öncesi ve sonrası rapor edilir.

Ölçekleme

Trafik büyüdüğünde dikey büyütme ya da ikinci sunucuya dağıtma. Hangisinin gerektiğini izleme verisi söyler, tahmin değil.

Pakete dahil

Sunucuyu vermek işin başlangıcı

Barındırma hizmetinin asıl değeri sunucunun kendisinde değil, üzerindeki bakımda. Aşağıdaki maddeler ek kalem değil, standart kapsam.

  • Sunucu kurulumu ve sertleştirme: gereksiz servislerin kapatılması, güvenlik duvarı, SSH anahtarıyla erişim, otomatik güvenlik yaması.
  • Alan adı, DNS ve SSL sertifikası kurulumu; sertifika yenilemesi otomatik, süresi dolan sertifika diye bir olay yaşanmaz.
  • Yedekleme: veritabanı ve dosya yedeği periyodik ve şifreli. Yedeğin geri dönüp dönmediği dönemsel olarak test edilir.
  • İzleme: erişilebilirlik, disk doluluk, bellek, sertifika süresi ve arka plan işleri. Uyarı kullanıcı fark etmeden bize düşer.
  • Dağıtım hattı: kod deposundan canlıya otomatik geçiş, sürüm etiketleme ve tek komutla geri alma.
  • Kayıt ve günlük yönetimi: uygulama ve sunucu günlükleri toplanır, saklama süresi tanımlanır, arama yapılabilir.
  • Bakım penceresi ve güncelleme takvimi yazılıdır; kesinti gerektiren işler önceden bildirilir.
Neden biz

Kimin sorumlu olduğu tartışılmaz

Alan adı bir yerde, sunucu başka yerde, kodu yazan üçüncü bir yerdeyse arıza anında herkes diğerini gösterir. Tek muhatap bunu bitirir.

  • Sunucu nerede duracağını siz seçersiniz

    Türkiye ya da Avrupa. Kişisel veri işleyen projelerde konum tercihi hukuki bir karardır; sözleşmede yazılı olur.

  • Paylaşımlı değil, ayrılmış

    Özel sunucu seçildiğinde kaynak başkasıyla bölüşülmez. Komşu bir sitenin trafiği sizin sayfanızı yavaşlatmaz.

  • Yedeğin geri döndüğü test edilir

    Alınmış ama geri dönmeyen yedek, yedek değildir. Geri dönüş testi dönemsel yapılır ve raporlanır.

  • Kilitlenme yok

    Sunucu erişimi, yapılandırma ve dağıtım betikleri size aittir. Başka bir sağlayıcıya taşınmak istediğinizde elinizde her şey olur.

  • Tek muhatap

    Alan adı, sertifika, sunucu, veritabanı ve dağıtım aynı ekipte. Sorun çıktığında kimin sorumlu olduğu tartışması yaşanmaz.

  • Aynı altyapıda yapay zeka

    İhtiyaç duyduğunuzda modelleri de aynı özel sunucuda çalıştırıyoruz; veri barındırma sınırının dışına çıkmıyor.

Ticari model

Kurulum bir kez, barındırma aylık

Devralma ya da sıfırdan kurulum sabit bedelli bir projedir; kapsamı baştan yazılır. Barındırma ve yönetim aylık hizmet olarak yürür — sunucu kaynağı, yedekleme, izleme ve bakım tek fiyatta toplanır, kullanım arttıkça sürpriz fatura çıkmaz. Kaynak yetmediğinde büyütme maliyeti önceden bildirilir ve kararı siz verirsiniz. Ayrılmak isterseniz sunucu görüntüsü, veri yedeği ve yapılandırma dosyaları teslim edilir.

Bir sonraki yazılım projenize hazır mısınız?

Ekibimizle 30 dakikalık ücretsiz bir keşif görüşmesi planlayın.

Sertifikalar

Ağ ve siber güvenlik işlerini, uluslararası geçerli Cisco sertifikasyonuna sahip ekiple yürütüyoruz.

Cisco CyberOps Associate rozeti

Cisco CyberOps Associate

Veren kurum: Cisco · Sahibi: Devrim Tunçer

Güvenlik operasyon merkezi (SOC) yetkinliğini belgeleyen sertifika: güvenlik izleme, olay müdahalesi ve ağ saldırılarının analizi. Sızma tespiti, log korelasyonu ve olay sonrası müdahale gerektiren işlerde dayandığımız temel budur.

Cisco CCNA Eğitimi

süresi doldu

Cisco eğitim sertifikası · Ocak 2023'te tamamlandı

Ağ temellerini kapsar: yönlendirme, anahtarlama, IP adresleme ve ağ güvenliği. Kurumsal ağ kurulumu ile segmentasyon işlerinde kullandığımız bilgi tabanı.

Sunucu barındırma: projeniz kimin nöbetinde duruyor?

Sunucu barındırma: projeniz kimin nöbetinde duruyor?

Bir web sitesi ya da uygulama canlıya çıktıktan sonra kimsenin ilgilenmediği bir yerde yaşamaya devam eder. Sertifika bir gün süresi dolar, disk bir gün dolar, veritabanı bir gün yavaşlar. Bunların hiçbiri duyurularak olmaz. Sunucu barındırma hizmeti aslında sunucu satmak değil, bu sessiz aşınmayı üstlenmektir — makinenin kendisi işin en ucuz parçasıdır.

Done Dynamics barındırma tarafında üç ayrı işi birlikte yürütüyor: web hostlama, özel sunucu ve yönetilen uygulama barındırma. Bunların yanında dördüncü bir kalem var ve müşterilerin en çok ihtiyaç duyduğu genellikle o oluyor: elinde kod olan ama canlıya nasıl çıkacağını bilmeyen ekipler için projenin ayağa kaldırılması.

Aşağıdaki metin barındırmayı fiyat listesi olarak değil, sorumluluk listesi olarak anlatıyor. Yedeğin geri döndüğü nasıl doğrulanır, dağıtım neden elle yapılmamalı, sunucunun coğrafi konumu hangi durumda hukuki bir karara dönüşür ve bir projeyi devralırken neye bakılır — hepsi sahada yaşanmış sorular.

Web hostlama, özel sunucu, yönetilen barındırma

Üç seçeneğin farkı kaynak paylaşımında. Web hostlamada aynı makinede birçok site durur; maliyeti düşüktür ve tek bir kurumsal site için fazlasıyla yeterlidir. Dezavantajı komşuluktur: aynı makinedeki başka bir sitenin ani trafiği ya da hatalı bir betiği sizin sayfanızı yavaşlatabilir. Küçük ölçekte bu risk kabul edilebilir, çünkü karşılığında ciddi bir tasarruf var.

Özel sunucuda kaynak yalnızca sizindir. İşlemci, bellek ve disk bölüşülmez, ağ ayrıdır, erişim yalnızca sizin belirlediğiniz kişilerdedir. Veritabanı taşıyan, hassas veri işleyen ya da düzenli yük altında çalışan her iş bu tarafa geçer. Bir başka faydası da denetlenebilirlik: kimin ne zaman bağlandığı ve hangi işlemi yaptığı kayıt altına alınabilir — paylaşımlı bir ortamda bu mümkün değildir.

Yönetilen uygulama barındırma ise farklı bir eksende duruyor. Burada mesele sunucunun kime ait olduğu değil, üzerindeki uygulamanın nasıl güncellendiğidir. Proje konteyner olarak çalışır, dağıtım hattı kod deposuna bağlanır, ortam değişkenleri ve sertifikalar merkezî olarak yönetilir. Kod itilir, sürüm canlıya çıkar, gerekirse tek komutla geri alınır.

Hangisinin doğru olduğunu proje belirler, bütçe değil. Tek sayfalık bir tanıtım sitesini özel sunucuda tutmak gereksiz maliyettir; günde binlerce işlem gören bir paneli paylaşımlı ortamda tutmak ise zaman meselesidir. Bir kurumsal yazılım şirketi olarak ilk görüşmede bu ayrımı yapıp gerekmeyeni önermemeyi tercih ediyoruz.

Proje ayağa kaldırma: koddan canlıya

Elinde çalışan bir kod olan ama onu canlıya çıkaramayan ekiplerle sık karşılaşıyoruz. Yazılımı bir ajans yapmış ve teslim etmiş, ya da kendi ekipleri geliştirmiş ama üretim ortamı kurmamış. Kod çalışıyor, kimsenin bilgisayarında. Bu noktada eksik olan yazılım değil, altyapıdır.

Sıfırdan kurulumda sırayla şunlar yapılır: çalışma ortamı ve bağımlılıklar, veritabanı ve göç betikleri, ortam değişkenleri ile gizli anahtarların güvenli saklanması, arka plan işleri ve zamanlanmış görevler, günlük toplama, sertifika ve alan adı, son olarak dağıtım hattı. Bu kalemlerin çoğu geliştirme sırasında hiç düşünülmez ve canlıya çıkarken tek tek karşınıza çıkar.

Devralma biraz daha karmaşık, çünkü çalışan bir sistemi durdurmadan taşımak gerekir. Önce envanter çıkarılır: uygulama, veritabanı, yüklenen dosyalar, zamanlanmış görevler, e-posta ve DNS kayıtları. Yeni ortam paralel kurulur ve test edilir; veri son anda eşitlenir; DNS geçişi düşük TTL ile yapılır. Doğru planlandığında ziyaretçi tarafında kesinti yaşanmaz.

İki senaryoda da hedef aynı: geriye, kod itildiğinde sürümün kendiliğinden canlıya çıktığı bir düzen bırakmak. Elle dosya yükleyerek yapılan dağıtımın sorunu yavaş olması değil, tekrarlanabilir olmamasıdır — hangi dosyanın gittiği, hangisinin unutulduğu ve bir önceki hale nasıl dönüleceği belirsizdir. Alanya yazılım ekibimizin devraldığı projelerde en sık kurduğumuz eksik parça bu oluyor.

Test ortamı: canlıda denenmeyen sürüm

Küçük ekiplerde en sık atlanan altyapı parçası test ortamıdır. Gerekçesi hep aynıdır: ikinci bir sunucu maliyet demektir ve değişiklikler zaten küçüktür. Ama küçük bir değişikliğin canlıyı durdurduğu gün, o maliyetin aylar boyunca ödenmiş hali kadar zarar oluşur.

Kurduğumuz düzen basit: canlı ile aynı yapılandırmadan üretilmiş bir test ortamı. Aynı sürüm, aynı ayarlar, benzer veri. Yeni sürüm önce oraya çıkar, denenir, sonra canlıya alınır. Bu adım otomatik hattın bir parçası olduğunda ek iş yükü de yaratmaz — kod itildiğinde test ortamı kendiliğinden güncellenir.

Veri tarafında bir kural var: test ortamına gerçek kişisel veri kopyalanmaz. Müşteri adları, telefonlar ve e-postalar maskelenerek aktarılır. Aksi halde daha az korunan bir ortamda gerçek veri tutmuş olursunuz ve bu, KVKK açısından savunulabilir bir durum değildir.

Test ortamının ikinci faydası eğitim ve deneme. Yeni bir çalışanın sistemi öğrenmesi, bir entegrasyonun denenmesi ya da bir müşteriye demo gösterilmesi canlı veri üzerinde yapılmaz. Aynı ortam bu ihtiyaçların hepsini karşılıyor ve maliyeti genellikle küçük bir sunucu kadar kalıyor.

Yedek, izleme ve olay günü

Yedekleme herkesin yaptığını sandığı, çok azının doğrulayabildiği iştir. Sorduğumuzda yedek alındığı söylenir; en son ne zaman geri döndürüldüğü sorulduğunda cevap genellikle gelmez. Geri dönmeyen bir yedek, yedek değildir. Bu yüzden dönemsel geri dönüş testi yapıyor ve sonucunu raporluyoruz — bozuk bir yedeği olay gününde değil, test gününde keşfetmek çok daha ucuz.

Yedeğin nerede durduğu da önemli. Aynı sunucuda tutulan yedek, sunucu kaybedildiğinde birlikte kaybolur. Ayrı bir konumda, şifreli ve erişimi kısıtlı olması gerekir. Saklama süresi ise iş gereksinimine göre belirlenir: bir hatanın fark edilmesi haftalar sürebiliyorsa, yedek zinciri o kadar geriye gitmelidir.

İzleme tarafında ölçtüğümüz şeyler basit ama işe yarar: erişilebilirlik, yanıt süresi, disk doluluğu, bellek kullanımı, sertifika süresi ve arka plan işlerinin çalışıp çalışmadığı. Sonuncusu en sık gözden kaçan kalem — bir kuyruk işçisi sessizce durduğunda site çalışmaya devam eder ama e-postalar gitmez, raporlar üretilmez ve bu günler sonra fark edilir.

Olay günü için önceden yazılmış bir sıra bulunuyor: uyarı düşer, ilk müdahale yapılır, etki tespit edilir, gerekirse önceki sürüme dönülür ve sonrasında kısa bir rapor paylaşılır. Rapor üç soruya cevap verir — ne oldu, ne kadar sürdü, tekrarlamaması için ne yapıldı. Antalya yazılım tarafındaki müşterilerimizde bu raporun kendisi zamanla en değerli belge haline geliyor.

Sunucu sertleştirme: kurulumun görünmeyen yarısı

Yeni kurulan bir sunucu varsayılan haliyle internete açıldığında, dakikalar içinde otomatik tarayıcıların hedefi olur. Bu bir abartı değil, ölçülebilir bir gerçek: erişim günlüklerinde parola deneme girişimleri kurulumun ilk saatinde başlar. Bu yüzden sertleştirme, kurulumun ayrı bir adımı değil, kurulumun kendisidir.

Sıra şöyle işliyor: gereksiz servisler kapatılır, açık port sayısı ihtiyaç kadarına indirilir, yönetim erişimi parola yerine anahtarla yapılır ve doğrudan yönetici girişi engellenir. Güvenlik duvarı yalnızca gereken trafiği geçirir. Güvenlik yamaları otomatik kurulacak şekilde ayarlanır; kritik olanlar için ayrıca bildirim üretilir.

İkinci katman erişim ayrımı. Uygulamanın çalıştığı hesap ile yönetim hesabı aynı olmaz; veritabanı yalnızca uygulamanın erişebileceği bir ağdan dinler; dosya izinleri en dar haliyle verilir. Bir güvenlik açığı kullanıldığında zararın nereye kadar ulaşabileceğini belirleyen şey tam olarak bu katmandır.

Üçüncüsü kayıt. Kim bağlandı, ne zaman, hangi işlemi yaptı — bunların tutulmadığı bir sunucuda olay incelemesi yapılamaz. Günlükler toplanır, saklama süresi tanımlanır ve aranabilir hale getirilir. Bir sorunla karşılaşıldığında ilk bakılan yer burasıdır ve sunucu barındırma hizmeti kapsamının ayrılmaz parçasıdır.

Alan adı, DNS ve e-posta kayıtları

Barındırma taşımalarında en çok hasar veren hata teknik değil, idari olur: alan adının kimin adına kayıtlı olduğunun bilinmemesi. Yıllar önce bir ajans ya da ayrılmış bir çalışan tarafından alınmış, yenileme e-postası artık kimsenin okumadığı bir adrese gidiyor. Alan adı süresi dolduğunda site bir sabah kapanıyor ve geri almak günler alıyor.

Bu yüzden ilk yaptığımız iş sahiplik kontrolüdür. Alan adı kurumun kendi adına kayıtlı değilse devir süreci başlatılır; yenileme takibi hizmetin parçası haline getirilir. Sahiplik her zaman kurumda kalır — biz yalnızca yetkili olarak yönetiriz ve bu sözleşmede yazılıdır.

DNS tarafında dikkat edilecek asıl nokta e-posta kayıtlarıdır. Bir web taşıması sırasında DNS bölgesi yeniden oluşturulurken e-posta kayıtları eksik taşınırsa, site sorunsuz açılırken kurumun e-postaları sessizce gelmemeye başlar. Gönderen doğrulama kayıtları da aynı şekilde: eksik taşındığında giden e-postalar karşı tarafın gereksiz klasörüne düşer ve bunu fark etmek haftalar alabilir.

Geçiş planı da bu yüzden yazılı yapılır. Kayıtların tamamı önce dökülür, yeni bölgede birebir kurulur, TTL değerleri geçişten önce düşürülür ve geçiş sonrası her kayıt tek tek doğrulanır. Doğru yapıldığında ziyaretçi ya da kullanıcı tarafında hiçbir kesinti görünmez; yanlış yapıldığında en pahalı hatalardan biri olur.

E-posta barındırma ve kurumsal posta

Kurumsal e-postayı web sitesiyle aynı makinede tutmak, ilk bakışta tasarruf gibi görünen ama uzun vadede pahalıya patlayan bir tercihtir. Aynı sunucu hem sayfaları servis eder hem posta kuyruğunu taşır; yoğun bir gün geldiğinde ikisi aynı belleği, aynı diski ve aynı ağ bağlantısını paylaşır. Asıl mesele kaynak rekabeti de değil: bir web uygulamasındaki tek bir açık, o makinenin toplu posta gönderimi için kullanılmasına yol açtığında sunucunun IP adresi kara listelere düşer ve o günden sonra kuruma ait her e-posta karşı tarafa ulaşmakta zorlanır. İtibar bir kez kaybedildiğinde geri kazanılması haftalar sürer.

Giden bir e-postanın gelen kutusuna mı yoksa gereksiz klasörüne mi düşeceğini büyük ölçüde üç DNS kaydı belirler. SPF, alan adınız adına hangi sunucuların posta gönderebileceğini listeler. DKIM, giden her iletiye kriptografik bir imza ekler ve içeriğin yolda değiştirilmediğini kanıtlar. DMARC ise ilk ikisinin sonucuna göre ne yapılacağını söyler — doğrulamadan geçmeyen ileti reddedilsin mi, karantinaya mı alınsın — ve raporlama açıldığında alan adınız adına kimin posta göndermeye çalıştığını görünür hale getirir. Bu üçü eksikken iki şey aynı anda olur: sizin gerçek e-postalarınız gereksiz klasörüne düşer, sizin adınıza gönderilen sahte e-postalar ise rahatça teslim edilir.

Alan adı ve barındırma taşımalarında en sessiz hasar tam burada oluşur. Yeni DNS bölgesi kurulurken web kayıtları dikkatle taşınır, çünkü oradaki hata anında görülür — site açılmazsa herkes fark eder. E-posta kayıtları öyle değildir: MX kaydı unutulursa gelen postalar durur, SPF ve DKIM eksik taşınırsa giden postalar sessizce süzülmeye başlar. İkisi de taşıma günü fark edilmez. Genellikle günler sonra, bir müşteri yazdığı iletiye cevap alamadığını söylediğinde ortaya çıkar ve aradaki iletilerin bir kısmı artık geri getirilemez.

Barındırma tarafında bizim üstlendiğimiz iş üç maddede toplanıyor. Kurulumda ve her taşımadan sonra MX, SPF, DKIM ve DMARC kayıtları tek tek doğrulanır; test iletileri gönderilip karşı tarafta nasıl göründüğüne bakılır. Sonrasında gönderim itibarı izlenir — alan adının ya da IP adresinin bir kara listeye düştüğünü müşteriden değil izlemeden öğrenmek gerekir. Üçüncüsü bir öneri: e-postayı web hostlama ile aynı sunucuda tutmak yerine bu işe odaklanmış ayrı bir sağlayıcıda tutmak. Posta altyapısı kendi başına bir uzmanlık alanıdır ve ayrı durduğunda web tarafında yaşanan hiçbir olay kurumun haberleşmesini durdurmaz.

Sunucu nerede duracak: konum bir hukuk kararı

Teknik olarak bakıldığında sunucunun coğrafi konumu yalnızca gecikme meselesidir; kullanıcılarınız Türkiye'deyse Türkiye ya da yakın Avrupa konumları benzer sonuç verir. Ama kişisel veri işleyen bir proje söz konusu olduğunda konum, teknik olmaktan çıkıp hukuki bir karar haline gelir.

KVKK kapsamında verinin yurt dışına aktarılıp aktarılmadığı ayrı bir başlıktır ve gerekçelendirilmesi gerekir. Sunucu Türkiye'de durduğunda bu başlık hiç açılmaz; envanterde tek satır yer kaplar ve aydınlatma metni sadeleşir. Sağlık, hukuk ve finans tarafındaki müşterilerimizde bu tercih çoğu zaman baştan belirleniyor.

Bir diğer seçenek kurumun kendi binasında barındırma. Donanım sizde durur, kurulum ve yönetim bizde kalır. Bu tercih özellikle üretim tesislerinde ve kamera sistemi gibi büyük veri üreten kurulumlarda mantıklı oluyor: veri zaten oradaysa, işlenmesi için dışarı çıkarmanın anlamı yok.

Hangi seçenek olursa olsun sözleşmede yazılı hale getiriyoruz: sunucu nerede, veri nerede yedekleniyor, kimlerin erişimi var ve hizmet biterse ne teslim ediliyor. İstanbul yazılım tarafındaki kurumsal müşterilerimizin hukuk birimleri en çok bu dört maddeye bakıyor ve baştan yazılı olması süreci belirgin biçimde kısaltıyor.

Kurumsal web sitesi barındırmanın kendine özgü tarafı

Bir kurumsal web sitesi görünüşte en basit barındırma senaryosudur: statik sayfalar, düşük trafik, karmaşık bir arka uç yok. Buna rağmen taşıma ve bakım sırasında en çok hata bu projelerde çıkıyor, çünkü kimse ciddiye almıyor.

İlk kalem hız. Kurumsal site aynı zamanda arama görünürlüğünün taşıyıcısıdır; sayfa hızı hem ziyaretçi davranışını hem arama sıralamasını etkiler. Görsellerin doğru boyutta ve modern formatta sunulması, önbellek başlıklarının doğru ayarlanması ve içeriğin dağıtım ağı üzerinden verilmesi, çoğu sitede birkaç saatlik işle belirgin bir kazanç sağlıyor.

İkinci kalem süreklilik. Tanıtım sitesi çöktüğünde kimse hemen fark etmez ama arama motoru fark eder ve tekrarlayan kesintiler görünürlüğe yansır. İzleme burada da gerekli, üstelik kurulumu en basit olduğu yer burasıdır.

Üçüncüsü içerik güncellemesi. Sitenin bir yönetim paneli varsa güncellemeleri ve eklentileri düzenli takip edilmelidir; ihmal edilen bir eklenti, yıllar sonra sitenin ele geçirilme yolu olur. Statik olarak üretilen sitelerde bu risk büyük ölçüde ortadan kalkıyor ve barındırma maliyeti de düşüyor — kurumsal projelerde tercih ettiğimiz yol bu.

Performans: hız bir tasarım sonucudur

Yavaş bir sitenin nedeni çoğu zaman sunucunun zayıf olması değildir. Optimize edilmemiş görseller, önbelleksiz sorgular, eksik veritabanı indeksleri ve gereksiz yere sunucudan servis edilen büyük dosyalar — bunlar daha güçlü bir makineyle örtülür ama çözülmez. Örtmek pahalıdır ve büyüdükçe daha da pahalanır.

Bizim sıramız şöyle: önce ölçüm, sonra müdahale. Hangi isteğin ne kadar sürdüğü, hangi sorgunun kaç kez çalıştığı ve sayfanın ilk boyamasının nerede takıldığı ölçülür. Genellikle birkaç maddelik bir liste çıkar ve o listenin ilk iki maddesi süreyi belirgin biçimde düşürür.

Medya dosyaları ayrı bir konu. Görsel ve video gibi büyük dosyaları uygulama sunucusundan servis etmek, o sunucuyu asıl işinden alıkoyar. Bunları nesne depolamaya taşıyıp içerik dağıtım ağı üzerinden sunmak hem hızlandırır hem sunucu yükünü düşürür. Bu düzeni depolama tarafındaki kurulumumuzla birlikte kuruyoruz.

Ölçekleme kararı da ölçümle veriliyor. Trafik büyüdüğünde ilk refleks daha büyük sunucu almak olur; oysa çoğu zaman darboğaz işlemcide değil veritabanındadır ve bir indeks eklemek makineyi büyütmekten hem ucuz hem kalıcıdır. Gerçekten kapasite gerektiğinde ise dikey büyütme mi ikinci sunucuya dağıtma mı sorusunun cevabını uygulamanın yapısı belirler.

Veritabanı barındırma: sessizce büyüyen yük

Bir projenin ilk yılında veritabanı hiç konuşulmaz, çünkü her şey hızlıdır. İkinci yılda tablolar büyür, raporlar yavaşlar ve bir gün bir sorgu tüm siteyi bekletir. Bu geçiş sessizdir; bir günde olmaz, aylar içinde birikir. Barındırma tarafında düzenli olarak baktığımız ilk yer bu yüzden veritabanıdır.

İzlediğimiz şeyler somut: en uzun süren sorgular, en sık çalışan sorgular, bağlantı havuzunun doluluğu ve kilitlenme sayısı. Bu dördü bir arada bakıldığında darboğazın nerede olduğu neredeyse her zaman görünür hale gelir. Çoğu durumda çözüm eksik bir indeks eklemek ya da bir sorguyu yeniden yazmak oluyor — makineyi büyütmekten hem ucuz hem kalıcı.

Yedekleme tarafında veritabanının kendine özgü bir gereksinimi var: tutarlı yedek. Dosyaları çalışırken kopyalamak, yarısı yazılmış bir kaydı içeren ve geri dönmeyen bir yedek üretebilir. Doğru yöntem veritabanının kendi yedek aracını kullanmak ve alınan yedeği ayrı bir ortamda geri yükleyerek doğrulamaktır.

Erişim ayrımı da burada kritik. Veritabanı internete açık olmamalı, yalnızca uygulamanın bulunduğu ağdan erişilebilmelidir. Yönetim erişimi ayrı ve kayıt altında olur. Sahada devraldığımız kurulumlarda en sık kapattığımız açık, dış dünyaya açık bırakılmış bir veritabanı portu oluyor.

Ticari model ve ayrılma hakkı

Barındırmayı iki kaleme ayırıyoruz. Kurulum ya da devralma sabit bedelli bir projedir; kapsamı baştan yazılır ve iş sırasında büyümez. Barındırma ve yönetim ise aylık hizmettir — sunucu kaynağı, yedekleme, izleme, güncelleme ve bakım tek fiyatta toplanır.

Kaynak yetmediğinde ne olacağı da baştan yazılı. İzleme verisi kapasitenin dolduğunu gösterdiğinde büyütme seçenekleri ve maliyet farkı bildirilir; kararı siz verirsiniz. Habersiz büyütme ve sonrasında gelen sürpriz fatura bizim çalışma şeklimiz değil.

Ayrılma hakkı sözleşmenin parçası. Hizmeti bırakmak istediğinizde sunucu görüntüsü, veri yedeği, yapılandırma dosyaları ve dağıtım betikleri teslim edilir. Alan adı zaten sizin adınızadır; biz yalnızca yetkili olarak yönetiriz. Taşınma sürecinde teknik destek vermeye devam ederiz, çünkü kilitleyerek tutulan müşteri iyi bir referans olmuyor.

Son bir not: barındırma tek başına satın alınabilir ama asıl faydası birleşince ortaya çıkıyor. Ağ tarafını da biz kuruyorsak sunucuya giden yol denetimli olur; yapay zeka kurulumu varsa modeller aynı özel sunucuda çalışır ve veri barındırma sınırının dışına hiç çıkmaz. Sunucu barındırma hizmeti bu haliyle bir kalem değil, tek muhataplı bir altyapı düzeni haline geliyor.

Sıkça sorulan sorular

Sunucular nerede duruyor?
Tercihe göre Türkiye ya da Avrupa. Kişisel veri işleyen projelerde konum tercihi KVKK açısından bir karardır ve sözleşmede yazılı hale getirilir. Kurum içi barındırma isterseniz sunucu sizin binanızda da durabilir; kurulum ve yönetim yine bizde kalır.
Elimizdeki projeyi mevcut sağlayıcıdan taşıyabilir misiniz?
Evet, taşıma sürecini biz yürütüyoruz. Önce envanter çıkarılır: uygulama, veritabanı, yüklenen dosyalar, zamanlanmış görevler, e-posta ve DNS kayıtları. Yeni ortam paralel kurulup test edilir, veri son anda eşitlenir ve DNS geçişi düşük TTL ile yapılır. Ziyaretçi tarafında kesinti planlanmaz.
Sadece kod deposu var, projeyi sıfırdan ayağa kaldırabilir misiniz?
Evet, en sık yaptığımız işlerden biri bu. Çalışma ortamı, bağımlılıklar, veritabanı ve göç betikleri, ortam değişkenleri, arka plan işleri, zamanlanmış görevler, günlük toplama ve dağıtım hattı kurulur. Sonuçta kodu ittiğinizde sürüm canlıya çıkan bir düzen bırakıyoruz.
Yedekleme ve geri dönüş nasıl işliyor?
Veritabanı ve dosya yedeği periyodik ve şifreli olarak alınır, sunucudan ayrı bir konumda saklanır. Sıklık ve saklama süresi sizinle belirlenir. En önemlisi yedeğin gerçekten geri döndüğü dönemsel olarak test edilir ve sonucu raporlanır.
SSL sertifikası ve alan adı yönetimi dahil mi?
Dahil. Sertifika kurulumu ve otomatik yenilemesi, DNS kayıtlarının yönetimi ve alan adı yenileme takibi hizmetin parçası. Alan adı sahipliği sizde kalır; biz yalnızca yetkili olarak yönetiriz.
Kurumsal e-postamızı da siz mi barındırıyorsunuz?
Genellikle hayır ve bunu bilinçli olarak öneriyoruz. Kurumsal e-postanın web sitesiyle aynı sunucuda durması, tek bir olayda hem siteyi hem haberleşmeyi birlikte kaybetmek demektir; ayrıca sunucunun IP itibarı bozulduğunda giden postalar karşı tarafa ulaşmaz. E-posta, kendi işine odaklanmış bir sağlayıcıda daha güvenilir çalışıyor. Bizim üstlendiğimiz kısım DNS tarafı: MX, SPF, DKIM ve DMARC kayıtlarının kurulumu, taşımalarda birebir aktarılması ve sonrasında test iletileriyle doğrulanması. Sağlayıcı seçiminde de yönlendirme yapıyoruz.
Site çöktüğünde ne oluyor?
İzleme uyarısı doğrudan bize düşer ve çoğu durumda siz fark etmeden müdahale başlar. Gerekirse önceki sürüme dönülür. Olay sonrası kısa bir rapor paylaşılır: ne oldu, ne kadar sürdü, tekrarlamaması için ne yapıldı. Aylık raporda erişilebilirlik oranı yazılı olur.
Trafiğimiz büyürse ne yapılıyor?
İzleme verisi hangi kaynağın dolduğunu gösterir. Çoğu zaman darboğaz işlemcide değil veritabanındadır ve bir indeks eklemek makineyi büyütmekten hem ucuz hem kalıcıdır. Gerçekten kapasite gerektiğinde büyütme seçenekleri ve maliyet farkı önceden bildirilir, kararı siz verirsiniz.
Test ortamı kurulumu gerekli mi, maliyeti ne kadar?
Sürekli geliştirilen her projede gerekli. Canlıyla aynı yapılandırmadan üretilmiş küçük bir ortam yeterli oluyor; maliyeti genellikle küçük bir sunucu kadar. Karşılığında canlıda denenmemiş sürüm çıkmamış oluyor. Test ortamına gerçek kişisel veri kopyalanmaz, maskelenerek aktarılır.
Sunucuya kendimiz erişebilir miyiz, ayrılmak istersek ne oluyor?
Erişim bilgileri ve yapılandırma sizindir; kendi ekibiniz de bağlanabilir. Ortak yönetilen kurulumlarda kimin neyi değiştirdiğinin izlenebilmesi için ayrı hesaplar açılır. Ayrılmak istediğinizde sunucu görüntüsü, veri yedeği, yapılandırma dosyaları ve dağıtım betikleri teslim edilir; taşınma sürecinde destek vermeye devam ederiz.