İlk soru teknoloji seçimi. Hangi çerçeve, hangi veritabanı, hangi barındırma modeli? Bu sorunun tek doğru cevabı yok, ama yanlış cevaplama biçimi var: popülerlik sırasına bakarak seçmek. Seçim ekibin bildiği şeye, işin ömrüne ve bakımı kimin üstleneceğine bağlı. Yazılarda karşılaştırma yapılırken kazanan ilan edilmiyor; hangi koşulda hangisinin oturduğu yazılıyor. Kazanan yok. Koşul var.
İkinci soru altyapı kararı. Bulutta mı, kendi donanımında mı, ikisi karışık mı? Bu karar aylık faturayla değil, üç yıllık toplam maliyetle ve veri hassasiyetiyle veriliyor. Kiralanan kaynak esnektir, satın alınan kaynak öngörülebilir. İkisinin doğru olduğu senaryolar birbirinden çok farklı ve genelde işin trafik profiline bakılarak ayrışıyor. Yük dalgalıysa kirala. Sabitse hesapla.
Üçüncü soru maliyet karşılaştırması. Bir sistemin gerçek maliyeti lisans bedeli değil; lisans, barındırma, bakım, eğitim ve duruş riskinin toplamı. Sayılar yan yana konmadan yapılan tartışma fikir alışverişinden ibaret kalıyor. Burada tutarlar yazıldığında kaleminin de yazılmasına dikkat ediliyor, çünkü toplam rakam tek başına yanıltıcı. Tek satır az şey anlatır.
Dördüncü soru mevzuat uyumu. KVKK yükümlülükleri, verinin nerede tutulduğu, kayıt saklama süreleri, erişim yetkisinin nasıl belgelendiği. Bunlar hukuki metinlerde soyut, sahada çok somut. Antalya yazılım ve turizm tarafında en sık gelen soru misafir verisinin nerede durduğu; sağlık tarafında ise kimin hangi kaydı görebildiği. İki soru da mimariyi doğrudan değiştiriyor. Sonradan eklenmiyor.
Beşinci soru sahadan çıkarılan dersler. Bir kurulumun ikinci ayında ortaya çıkan aksaklık, ilk gün yazılan plandan daha öğreticidir. Yedeğin geri dönmediği bir gece, bir ağ kesintisinin nasıl yayıldığı, bir güncellemenin neyi bozduğu — bunlar kimsenin övünmediği ama herkesin ihtiyaç duyduğu notlar. İstanbul yazılım tarafındaki projelerde çok lokasyonlu yapılar, bu dersleri en hızlı üreten ortam oluyor.
Altıncı bir soru daha var: ne zaman hiçbir şey yapmamak doğru? Her teknik şikâyetin karşılığında bir proje olması gerekmiyor. Bazı sistemler eski ama ayakta ve dokunmanın maliyeti dokunmamanın maliyetinden yüksek. Bunu söylemek bir yazılım şirketi için ticari olarak kârlı değil, okuyucu için doğru. Yenilemenin gerçekten gerektiği eşiği yazmak, yenilemeyi övmekten zor bir iş.
Beş sorunun ortak yanı şu: hiçbirinin cevabı tek kelimelik değil. "Hangisi daha iyi" sorusuna verilen tek kelimelik cevaplar koşulu atladıkları için yanlış. Bu yazılım blogu içinde bir kıyaslama yapılırken önce koşul yazılıyor, sonra sonuç. Sıra tersine döndüğünde metin reklama dönüşüyor. Okuyucu da kendi durumunu ancak koşul yazılıysa tanıyabiliyor.